» Ok Meydanında Profesyonel Provakasyon

Ok Meydanında Profesyonel Provakasyon

Türkiye, Maden tarihinin en büyük faciasıyla Soma’da sarsılmışken dün buna İstanbul Okmeydanı’nda Uğur Kurt adlı yurttaşın ölümüyle sonuçlanan yeni bir provokasyon eklendi
Paylas
Ok Meydanında Profesyonel Provakasyon
Siyaset - 23 Mayıs 2014, Cuma 21:57:25
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri Ok meydanında ve Güneydoğuda meydana gelen olayları değerlendirdi

Ok Meydanı’nda Profesyonel Provokasyon

            Türkiye, Maden tarihinin en büyük faciasıyla Soma’da sarsılmışken dün buna İstanbul Okmeydanı’nda Uğur Kurt adlı yurttaşın ölümüyle sonuçlanan yeni bir provokasyon eklendi.    Cem evinin içinde bulunan Uğur Kurt’un hedef alınması olayın profesyonel bir provokasyon olduğunu göstermektedir. Bunu da Kürt-Türk çatışmasını planlayan odakların yaptığından kimse kuşku duymamalıdır. Yeni senaryonun adı Alevi-Sünni çatışmasıdır. Kimse bu oyuna gelmemelidir!

            Yüzünü kapatanlar, polise Molotof kokteyli atanlar, polisin zırhlı aracını yakanlar gösteri ve yürüyüş hakkını kullananlar değil provokatörlerdir. Yüzü kapalı bu militanlar kimlerdir? Emniyet güçleri neden silahsız ve saldırısız gösteri yapanların arasına bu yüzü maskeli militanların sızmasına izin verir? Yüzünü kapatıp polise Molotof atan teröristlerin önceden tespit edilip, kitlenin içine sızması nasıl engellenemez olduğu anlaşılamazdır. Kurt pusulu havaya sever diye bir atasözümüz vardır. Birileri kargaşa ve kaotik ortam yaratıp ardından provokasyan yapmaktadır. Olay budur.

            Konuyla ilgili olarak verdiğimiz 27.05.2013 tarihli önerge ve İçişleri Bakanının buna verdiği ilginç cevap ektedir. Bakan Türkiye’deki iç çatışma ve provokasyon olaylarını ciddiye almadığı gibi görevinin sorumluluğunun de bilincinde değildir.

            Alevisi ve Sünnisiyle bütün vatandaşlarımız açık ve planlı bir tahrik ve provokasyon olan bölücü oyuna gelmemelidir. Yurttaşlarımızın soğukkanlılığı ve sağduyuyu muhafaza etmelerinin tam zamanıdır. Emniyet güçlerinin bu saldırıyla ilgili gerekli incelemeyi yaparak, katil ya da katillerin belirlemesi ve haklarında gerekli işlemleri başlatması şarttır.

            Kaldı ki, gece geç saatlere kadar konuyla ilgili savcının olay yerine gelmemiş olması da kabul edilebilir değildir.

            İktidarın kamu vicdanını rahatlatacak biçimde provokasyonları açığa çıkarması gerektirmektedir.

            Gündemi Karartmak!

            Yerel seçimler, yolsuzluk ve rüşvet operasyonları, Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Soma’daki facia ile ilgili tartışmalar gündemi kapattığından Güneydoğu’da meydana gelen vahim gelişmeleri gözden kaçırmaktadır. Vatana kast ediliyor, devlet bereleniyor, iktidar seyrediyor.

Devlete savaş, millete meydan okuma, iktidara gözdağı verme faaliyetleri tavan yapmış durumdadır. Bölgede devlet KCK’ya, millet ise BDP’ye emanet. Karakol inşaatlarında çalışan, örgütün talimatlarını yerine getirmeyen işçiler kaçırılıyor, yargılanıyor. Kamyonlar yakılıyor, askerler üzerine ateş açılıyor. Güvenlik güçleri olan bitenler karşısında adeta tarafsız ve sessiz.

Çocukları kaçırılan aileler BDP’nin insafına terk edilmiş durumdadır. PKK’nin şehirlerdeki siyasi kolu, PKK’nın dağa kaldırma şubesi gibi çalışan BDP ise kaçırılma olaylarını hükümetle pazarlık ve taviz için kullanıyor.

            AKP İktidarı Hem Suç İşliyor Hem de Doğru Söylemiyor

            Çözümcüler “tabutlar gelmiyor…Analar ağlamıyor” diyor. Bu doğru değil bu süreçte onlarca korucu, asker ve sivil insan PKK terör örgütü tarafından şehit edilmiştir. İktidar “çözüm süreci” zarar görmesin diye olan biteni halktan saklamıştır. İktidar bu konuda resmen yalan söylemiştir.

            Burada yalnızca çözüm sürecinde ölen bazı korucuların adlarını ve katledilme tarihlerini belirteceğiz.

            1.Mehmet Sait Onat, acılım sürecinde 12.02.2012 tarihinde evinde şehit edilmiştir.

            2.Mehmet Sait Çoşkun, acılım sürecinde 12.03.2013 tarihinde Cizre’de şehit edilmiştir.

            3.Mehmet Güven, acılım sürecinde 24.10.2012 tarihinde evinin önünde şehit edilmiştir.

            4.Hasan Caner, acılım sürecinde 15.01.2014 tarihinde evinin önünde infaz edilmiştir.

5.Ramazan Erkan, açılım sürecinde 30.06.2013 tarihinde PKK saldırısında şehit olmuştur.

İktidarın İçişleri Bakanı, terörist eylemlerle ilgili olarak verdiğimiz soru önergelerine doğru olmayan bilgiler veriyor. Cevaplandırmıyor yuvarlıyor ve geçiştiriyor. 25.10.2013 tarihinde Yüksekova, Erciş ve Kars’ta terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen sözde “anma törenleri” bu törenlerde terör örgütünün açılan bayrağı, terörist başının posterleri ve yasadışı yapılanması hakkında ne işlem yapıldığına yönelik sorumuza İçişleri Bakanının verdiği cevap doğru değildir.

Bakan Ala, diyor ki, “söz konusu il ve ilçelerde 24/10/2013 tarihinde herhangi bir anma töreni, yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleşmemiştir”. O gün bu terörist anma ve etkinliklerin nasıl gerçekleştirildiğini belgeleriyle sizin paylaşıyorum. İşte yapılan etkinliklerin resimleri, konuyla ilgili terörist basında çıkan haberler.

            PKK Yargı Yapıyor, Vergi Kesiyor ve Çocuk Kaçırıyor!

            Konuyla ilgili birkaç olayı burada açıklayacağız.

            1.Beytüşşebab’da PKK’ya milis kazandıran Mehmet U. Adlı terörist bir kız çocuğunu PKK’ya katılması için kampa götürüyor ve çocuğa orada tecavüz ediyor. Bunu haber alan çocuğun bağlı olduğu aşiret, birilerini devreye sokarak dağa gitmek isteyen insanlar olduğunu söyleyip Mehmet U.yu ıssız bir yere getiriyor. Dağa kaçırdığı çocuğun ailesinden bazı kimseler Mehmet U.nun burada kulağını kesiyor. 

            Durumdan haberdar olan PKK, derhal Mehmet U’yu korumaya alıyor. Ardından da onun kulağını kesenleri yargılamak üzere kampa götürüyor. Şu sıralarda teröristlerin kampında bu yargılamanın sürdüğü bilgileri bize ulaşmış durumdadır.

            Çocuk kaçırılıyor devlet yok. Kulak kesiliyor güvenlik yok. Yargı yapılıyor ortada hükümet yok.

            2.PKK’nın kentli milisleri Silopi’de bir ailenin kızını PKK’nın mitingine katılması için talimat veriyor. Kızın babası bunu kabul etmiyor. Bu kızın babasını PKK kampa götürüp yargılıyor ve 30.000TL. Ceza kesiyor.

            3.Makbuzlar burada, terörist kamplar orada, kaçırılan çocuklar ortada, Hükümet nerede!

            Kaçırılan Çocuklar…

            Yalnız Güneydoğu illerinden değil İzmir dahil Türkiye’nin her yerinden PKK/KCK milisleri dağ kadrosu için çocukları kaçırıyorlar. İzmir ve Diyarbakır havalisinden kaçırılan çocuk sayısı medyaya göre 351’dir. Analar/babalar ‘çocuklarımızı isteriz!’ diye feryat figan ediyorlar.

            Önüne gelen herkese kükreyen Başbakan dahil olmak üzere hiçbir devlet yetkilisinin konuya ilişkin sorulan sorulara cevap vermiyor. İçişleri Bakanlığı dahil olmak üzere bu konuda emniyet yetkililerinin ne yaptığını kimse bilmiyor.

            Ben buradan iktidar yetkililerine sesleniyorum. Kaçırılan çocuklar Besler Dereler bölgesinde ve Kato’nun İncebel mevkiindeki kamplardadır. Oradaki kamplara girin ve çocukları oradan kurtarın, anneleri ağlatmayın!

            Yol kesiliyor asker kaçırılıyor. BDP araya giriyor askerler serbest bırakılıyor. Siviller kaçırılıyor, işçiler kaçırılıyor, karakollar yıkılıyor. Hükümetin yaptığı ise HDP’yi araya koymak, söz ve taviz vermek!

            HDP zaten PKK ve KCK’dır. Yani gerçekte yolu HDP kestiriyor, dağa insanları HDP kaçırtıyor, sonra da AKP ile pazarlık yaparak serbest bıraktırıyor.

            AKP bir yandan Türk milletini çözüm masallarıyla uyutuyorken diğer yandan Türkiye’yi terörist odaklara pazarlıyor.

            Güneydoğu’da Neler Oluyor?

            “Çözüm Süreci” vatanın birliğine, milletin bütünlüğüne karşı kurulmuş bir komplo olduğu açık bir biçimde ortaya çıkmıştır.

Şu hale bakınız; HDP, AKP’nin koruması ve izniyle İmralı’da kitle katliamcısı ile görüşüyor. Oradan Öcalan’dan aldıkları direktifleri Kandil’e götürüyorlar. Kandil’den aldıkları taktik ve teklifler sonucunda Ankara’ya geliyor. Ardından Başbakan Erdoğan’ın verdiği talimatla Beşir Atalay, Efkan Ala ve Bekir Bozdağ üç bakan  Kandil’den dönen üç HDP’li  Pervin Buldan, Sırrı Süreyya ve İdris Balüken ile görüşüyorlar.

Süreci konuşuyorlar. Öcalan’ın dayattığı demokratik sivil toplum ve yerel özerklik konusunda Hükümetin adım atmasını istiyorlar.

“Çözüm Süreci”nin başladığı günden bu yana hükümet üyeleri ve PKK adına üç HDP’li kapalı kapılar arasında görüşmeyi sürdürüyor.

Türkiye’de fiilen iki güç odağı oluşturulmuş durumdadır. Bir yanda terör örgütü ve lideri diğer yanda ise AKP görevlileri olan iki odak vardır. Bu demokratik hukuk devletinde bu durum kabul edilemez. Bu durum AKP’nin milletten aldığı egemenlik hakkını fiilen terör örgütü mensuplarıyla paylaştığı anlamına gelmektedir. Bu gerçek AKP iktidarının meşruiyetini tartışılır hale getirmiştir.

Başbakan Erdoğan İtiraf ve Tarif Ediyor!

Şu sözler Tayyip Erdoğan’a aittir: "Çıkıyor, 'yol yapma, baraj yapma, geçiş yollarına kontrol noktaları kurma' diyorlar. Asker operasyon düzenlemek için valiliğe başvuruyor. Valilik izin vermiyor. İzin verilmediğine dair belgeler askerin arşivinde. Asker, '20 yıl sonra bana niye gereğini yapmadın diye sorulduğunda ben bu belgeleri göstereceğim' diyor. Haklı olarak kendini güvenceye alıyor".

Bu sözlerin anlamı şudur: Biz iktidar olarak Türk Silahlı Kuvvetleri ile emniyet güçlerinin elini kolunu bağladık…Asker operasyon yapmak için valiliğe başvurduğunda bizim talimatlar doğrultusunda Valilik izin vermiyor’ diyor.

Başbakan Erdoğan’ın bizzat kendisinin, yol yapma, baraj yapma diyerek geçiş yollarını kontrol noktaları kurarak kesen teröristlere operasyon yaptırmayınız dediğini itiraf etmiş oluyor. Bu sayede ülkede devlet otoritesinin yanında terör örgütüne paralel bir otorite kurdurmuş oluyor.

‘Asker yirmi yıl sonra bana niye gereğini yapmadın diye sorulduğunda ben bu belgeleri göstereceğim’ diyor. Bu nedenle bir yasa tasarısı hazırlıklarının yapıldığını bu tasarının “terörle mücadele sürecinde karar veren siyasi ve askerlerin” durumlarının yasal hale getireceğini söylüyor.

Tayyip Erdoğan, gerçekte “çözüm süreci” adı altında ülkenin topraklarını ve halkını korumadığını, terör örgütünün yol kesme, baraj yapma, araç yakma eylemlerine sessiz kalarak suç işlediğini bu yüzden kendi durumunu yasal güvenceye almaya çalıştığını itiraf etmiş oluyor.

KCK’lı terörist Duran Kalkan aynen şunları söylüyor: “Eğer gerçekten çözüm yönünde adım atılmaz, önder Aponun ortaya koyduğu projelere karşılık verilmez, halk üzerindeki bu baskı terör devam ederse gerilla da müdahale eder”.

AKP’nin Akil İnsanlarından Celalettin Can Kandil’e gidiyor ve dönüşte Taraf Gazetesine yaptığı görüşmeleri “Kandil, fiilen demokratik özerklik sürecini başlatacak” başlığı altında şunları söylüyor: “Hükümet gereğini yerine getirmese de biz kendimiz yapacağız. Çözüm sürecinde tek taraflı adımları biz atacağız. O adımları da kendi güçlerimizle kendimiz koruyacağız..fiilen özerklik örgütlenecek” şeklinde özetliyor.

Kandil’de “Yüzde 96 Hakkari bize ait, niye orayı örgütlemiyoruz” diye bir görüş gelişti. Orada “Siz yüzde 96 Hakkari bize ait diyorsunuz ama burası da despotik devlet bunu bastırabilir. Bu durumda ne yapacaksınız?” diye sorduk. “İşte bu noktada gerillaya düşen görev bunu korumaktır” diye cevap verdi.

PKK’nın İslam İstismarı

            PKK’nın “hazmettire hazmettire” Türkiye’nin Güneydoğusunda özerk bir yönetim inşa etme süreci devam ediyor. Bölgeden aşama aşama devlet otoritesini sökme yerine örgüt otoritesini inşa etme eylemleri bütün hızıyla devam ediyor. İktidar, “analar ağlamıyor, cenaze gelmiyor” söylemleriyle halktan olanı biten saklıyor.

            “Çözüm süreci” denilen  ve PKK’lı teröristlerin sınır ötesine çekilmesi, ardından da silahların bırakılmasını öngören söylemler bütünüyle iflas etmiş durumdadır. Söylenenlerin aksine çözüm süreci PKK’nın AKP’ye verdiği siyasi destek karşılığında AKP de PKK’nın bölgede özerk yönetim inşa etmesini kabul etmesi anlamına geliyor. Buldan’ın dediği gibi Öcalan ile Erdoğan’ın bölgede özerk yönetim inşa etme konusunda anlaştığı görülüyor. PKK’nın öldürmelere son verme ya da azaltması karşılığında AKP’nin bölgede örgüt otoritesinin yerleşmesine ve yapılaşmasına göz yumuyor. PKK bölgede giderek devletleşirken, devlet de giderek bölgedeki egemenliğini formaliteye indirgiyor. Herşey milletin gözü önünde gerçekleşiyor.

            PKK Kentlerde Devlet Nerede!

            “Çözüm süreci” bağlamında sınır ötesine çekilecek ve silah bırakacak bir örgüt 6 ayda Güneydoğuda 351 çocuğu niçin dağa çıkarır? Bizim tespitlerimize göre dağa kaçırılan çocuk sayısı binin üzerindedir. Daha çok da kız çocuk dağa kaldırılıyor. PKK, Boko Haram örgütünü bu konuda geçmiş durumdadır. PKK başlı başına bir Boko Haramdır. Kendi Boko Haramileriyle uğraşmayan AKP, Nijerya’da örgüt hakkında ahkam kesmektedir.

Çocukları dağa kaçırılan anne ve babaların feryat ve figanları iktidar nasıl görmezden gelir? AKP’nin çözüm süreci sürdüğünü iddia ettiği bir dönemde hala dağda şu kadar bin çocuk niçin bulunur? Yalnız Güneydoğu değil İzmir’in Bayraklı ilçesi Onur Mahallesi’nde 1 ay içinde onlarca genç PKK terör örgütü tarafından dağa kaldırılması nasıl gerçekleşir? Bu nasıl bir iktidardır ve bu nasıl bir hükümet etme anlayışıdır?

            PKK, toplumda şok yaratacak kitle katliamları hariç her türlü eylemine ara vermeden sürdürüyor. Teröristler elini kolunu sallayarak yol kesiyor, şantiye basıyor, araç yakıyor, taciz ateşi açıyor, asker/sivil kaçırıyor. Helikopterlere ateş ediyor. Pazarlıklar sonrasında verilen tavizlerle kaçırılan bazı insanları bırakılıyor. Bölgede vergi topluyor. Asayiş birlikleriyle kimlik kontrolü yapıyor. PKK’nın örgütlediği sivil unsurlar karakol duvarlarını yıkıyor.

            AKP’nin sanal “çözüm süreci” zarar görür diye PKK’nın eylemlerini halktan saklıyor. Yandaş medya haber yapmıyor, olayları küçültüyor. Bütün Dünya’ya meydan okuyan Tayyip Erdoğan, “petrolden pay isteyen”, “özerk yönetim inşa ediyoruz”, “AB’ye Diyarbakır olarak gireceğiz” diyen bölücü mihraklara karşı sesini neden çıkartamıyor? TSK milli savunma bir yana kendini savunamaz bir konuma nasıl düşürülmüştür. AKP iktidarı, devletin elini kolunu bağlamış PKK’nın devletleşmesini sağlayacak bütün imkânları seferber etmiştir.

            Kandil’e Diyarbakır’dan yol açan AKP iktidarına PKK yol yapma, baraj yapma, karakol yapma dayatmasında bulunuyor. Akil İnsanlardan olan Celalettin Can, Kandil dönüşü verdiği röportajda şunları söylüyor: “fiilen özerklik örgütlenecek...Hastane, anadilde eğitim…belediyelerde çok dilli eğitim…kendi demokrasilerini kendileri inşa edecekler…” Kandil’de “Hakkâri %96 bize ait, niye orayı örgütlemiyoruz?” diyorlar.

 

 

 

            PKK unsurları Güneydoğu bir yana Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerde bazı bölgelerde silah göstermeye, işgal yapmaya başlamışlardır. Vergi toplayan, tehdit savuran, yargı yapan, dağlara çocuk kaçıran ve lokal otorite tesis etmeye yönelen bir terör örgütüne karşı “çözüm süreci”, “seçim süreci diyerek, devletin elini kolunu bağlı tutmak ihanettir, hainliktir.

            İçişleri Bakanı olanı biteni halktan saklama bakanlığına dönüşmüştür. Kendisine PKK’nın yaptığı etkinlikler ve fiilen kurduğu otorite ile ilgili olarak sorduğumuz sorulara her şey orta yerde iken ya genel ve yuvarlak cevaplar vermekte ya da geçiştirmektedir.

            Dinsizden Din Öğrenmeye Çalışanlar ve PKK’nın “Demokratik İslam Kongresi!”

            İmralı’daki terörist başının talimatıyla İslam dini de Stalinist örgütün yeni araçlarından birisi haline getirilmiştir. Devletten ve rejimden rahatsız olan bütün unsurları TC’ye karşı birleştirmeye çalışan PKK bu defa İslam’ı bir araç olarak kullanmayı planlamaktadır.

            Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Diyarbakır’da Demokratik İslam Kongresi toplandı. Öcalan, İmralı’dan Erdoğan’ın izniyle yolladığı mesajda katılımcılara "Mümin kardeşlerim" diye seslendi. Böylece Öcalan, ateist örgütünün “yoldaşlarının” yanına “mümin” kardeşlerini de eklemiş bulunmaktadır. Öcalan yeni stratejisiyle dindar Kürtleri de Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı yanına almaya çalışıyor.

            AKP’nin söylemde ifade ettiği “biz İslam ve ümmetiz” biçimindeki  politikasını, Öcalan sahipleniyor ve TC’nin birliği ve bütünlüğüne karşı kullanıyor. Öcalan, Erdoğan’ın izniyle kongreye gönderdiği bildiride “Çağdaş İslami ümmet ‘millet birliğini’ anlamlı bulur. Ama bu asla ‘tek devlet, tek millet, tek bayrak’ zırvalamaları anlamına gelmemektedir.”

            Bu sözleriyle Öcalan, velinimeti olan Erdoğan’ın ‘tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak’ söylemlerini zırva olarak nitelemiş oluyor. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilebilmek için, Öcalan’ın desteğine mutlak ihtiyacı var. Bu yüzden bebek katili Öcalan’ın ve kendisine meydan okuyan bölücülerin sözlerine cevap verecek kadar kendini güçlü hissetmiyor.

AKP Yalnız Bölgenin Değil İslam’ın Kontrolünü de PKK’ya Bıraktı!

Öcalan ve örgüt, işi daha da büyütme gayreti içine girmiştir. Devletten ve rejimden rahatsız olan bütün unsurları T.C.’ye karşı birleştirmeye çalışan PKK bu defa İslam’ı bir araç olarak kullanmaya başlamıştır.

Geçtiğimiz haftalarda Öcalan’ın çağrısıyla Diyarbakır’da Demokratik İslam Kongresi toplandı. Bölgede ciddi sonuçlar doğuracak bu gelişme Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Soma’da meydana gelen facianın gölgesi altında kaldı.

Önemli sonuçlar doğuracak bu gelişmeye kamu oyunun dikkatini çekmek istiyorum. Öcalan, İmralı’dan demokratik İslam Kongresi yapılmasını istiyor ve planlıyor. Öcalan İmralı’dan kongreye mesaj gönderiyor, Erdoğan hükümeti de ona izinle birlikte her türlü kolaylığı sağlıyor.

Öcalan, Erdoğan’ın izniyle yolladığı mesajda katılımcılara “Mümin kardeşlerim” diye sesleniyor. Böylece Öcalan, örgütündeki ateist “yoldaşlarının” yanına bir de “mümin kardeşlerini eklemiş oluyor.

Dinsizliği din edinen bir örgütün lideri olan Öcalan’ın din, Allah, Peygamber ve İslam ile ilgili görüşleri de şunlardır:

Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği" adlı kitabından: "...Binlerce yıl öncesinin gelişmemiş bilim ve tekniğin ürünü olan, en büyük kutsallık olarak ve anlamını da hiç bilmeden tapınış konusu yapmak, herhalde en büyük toplumsal ve bireysel hastalıktır..."

"...İslam dini ve milliyetçilik Araplar, Farslar ve Türkler'i milliyet ve
ulus olarak güçlendirip devletleştirirken, Kürtler'in asimilasyonunda ve ezilmelerinde temel rol oynamıştır."

"...Hz. Muhammed'in kişiliği, özce dile getirilen dönem koşullarının
etkisi altında oldukça çelişkili bir gelişim göstermektedir."

"...Öyle sevgili kulun cennete gitmesi gibi kavramlar, işin fantezi
kısmıdır, edebi kısmıdır."

"İslamiyet bir Türk şovenizmidir!"

"Kürtler İslamlaştıkça Kürtlüklerini unutuyorlar!"

"Kürt din adamları Kürtlüğe ihanet ediyor!"

"İslam, Kürtlüğe ihanet ediyor!"

"Camiler ve benzeri yerler o yörenin bilim sanat merkezleri rolünü
oynayabilmeli ve soylu tiyatro eserleri oynatmalıdır. Unutmamak gerekir ki
namazın kendisinde ilk drama oyunlarının daha sonraki biçimidir. Namazın
kendisi de genel anlamda bir tiyatrodur."

Allah bir nevi ortaçağın feodal manifestosudur, temel yasası ve
bildirgesidir. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, s. 313)

Öcalan: "İslam inancı bir hastalık!

Öcalan: “Tek tanrılı din ideolojileri, baştan sona siyaset ideolojileridir. Dini söylem, Allah, peygamber ve melek gibi kavramlar dönemin siyasi literatürüdür. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 204)

BİZİM DİN İLE İLİŞKİMİZ YOK. HALKIMIZ TANRIDAN, İDEOLOJİDEN KOPMALIDIR.

Ben çok uğraştım sonunda TANRIDAN KOPTUM. TANRIYI AŞTIM. Böylece Abdullah Öcalan olabildim. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt1, Aralık 2001, s. 354.)

Bu görüşlerin sahibi olan Öcalan yeni stratejisiyle İslam dinini Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı yeni bir enstrüman olarak kullanmaya çalışıyor. AKP’nin söylemde ifade ettiği “biz İslam ve ümmetiz” biçimindeki  politikasını, Öcalan sahipleniyor ve T.C.’nin birliği ve bütünlüğüne karşı kullanıyor.

Bütün bu gelişmelerden daha vahimi de Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçiminde Öcalan’ın desteğini alabilmek için PKK’ya İslam Dini ve Türkiye Cumhuriyeti üzerinde her türlü tasarruf yapma hakkı vermesidir.

Aslında Öcalan’ın düzenlettiği bu kongrenin amacı paralel bir din anlayışı üretmek, alternatif ibadet yerlerini belediyeler vasıtasıyla inşa etmek, alternatif hutbeler, alternatif diyanet ve alternatif Cuma namazlarıyla Kürt Müslümanı Türk Müslümandan ayırmaktır.

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
foto Galeri
Foto GaleriTÜMÜ
Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ
http://www.evinizneisterse.com

ÇOK OKUNANLAR

ŞANS OYUNLARI



İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu



İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :


İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

BURCLAR



İçerik Yükleniyor...

FaceBook

PUAN DURUMLARI :



İçerik Yükleniyor...

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir