» Çözüm Süreciyle Gerekli Hazırlıklarını Yapan Terör Örgütü

Çözüm Süreciyle Gerekli Hazırlıklarını Yapan Terör Örgütü - Prof.Dr. Ali Osman Engin

Paylas
Çözüm Süreciyle Gerekli Hazırlıklarını Yapan Terör Örgütü
26 Ağustos 2015, Çarşamba 20:19:47
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilindiği ve yaşandığı gibi zaman zaman adı değişse de, ülkemizin bir bölgesinde ikamet eden vatandaşlarımızın sürekli dillendirilen birtakım demokratik ve kültürel haklarla beraber ekonomik ve sosyal kalkınmaya alâkalı geciktiği düşünülen talep ve beklentilerinin karşılanmasına dönük birtakım hukuki düzenlemeleri de kapsayan hizmetlere ağırlık verilmesi çerçevesinde temellenen çözüm süreci diye bir proje hayata geçilmişti. Bu projenin medya kanalıyla halkımıza yansıtılan yüzünde insanımızı rahatsız edecek herhangi bir olumsuz algı oluşmamıştı. Herkes ve her kesim samimi duygu ve beklentilerle, terörün ülkemizden ebediyen çekilmesini, kardeşlik  ve eşit yurttaşlık zemininde yok olmasını beklemeye koyulmuştu. Kısacası herkes elindeki ve eteğindeki taşları dökmeye hazırlanıyordu. Bahse konu bölgelerimizde yaşayan insanlarımızın yüzleri gülmeye, aş, ekmek anlamına gelen önemli yatırımların yavaş yavaş zemim tutmaya başladığını görmek gerçekten mutluluk kaynağıydı. 

            Dedik ya, bu sürece başından beri karşı olan kesimler bile bağırlarına taş basarak bu sürecin gerçekten barış ve kardeşliğin tesis edilmesinde etkili olmasını beklediler. O kesimler, süreç başladığında; bu stratejinin hatalı olduğunu, sadece terör örgütüne zaman kazandıracağını, terör örgütü kazandığı zaman içerisinde Türkiye’ nin her tarafında önemli yığınaklar yapacağını, ilerde başlatacakları çatışma ve onlarca savaş döneminde kullanacakları bomba ve mayınları dağlara, taşlara ve yollara tuzaklayacakları anlamına gelen tahkimatların yapılacağını, toplumun kin ve nefret tohumlarıyla daha derinlemesine kutuplaştırılacağını, çok önemli miktarlarda silah ve mühimmatın tüm büyük şehirlere nakledileceğini dillendirmeye başlamışlardı. O gün o kesimler için; bunlar çözümü istemiyorlar, savaştan yanalar, v.s. gibi karşı ifadeler kullanılıyordu.

            Süreç hayata geçirildi ve çatışmasızlık dönemine girilerek terör örgütünün silah bırakacağı ve ülkemizi terk edeceği dillendirilmeye başlandı. Bu süreçte çok üst düzeyde siyasi otoriteye bağlı kişiler; terör örgütünün kendilerini aldattığını, silah bırakmak ve ülke dışına çıkılması gibi beklentilerin karşılanmadığını, aksine kışlasına ve karakoluna çekilen güvenlik kuvvetlerinin müdahale imkânlarının ellerinden alınmasıyla terör örgütünün adeta ilerde tasarladıkları savaş durumuyla ilgili yığınaklar yaptıklarını açıkça beyan ettiler.

            Şu an itibariyle geldiğimiz noktada başlatılan çatışma ve terör olaylarıyla bu süreç beklendiği gibi değil, beklenmediği gibi bir yol izlemeye başlamıştır ve başından beri çekincelerle yaklaşanların öngörülerinin doğru olduğu anlaşılmıştır. O halde terör örgütü ve onlarla çözüm süreci çerçevesinde adeta koalisyon pazarlıklarında olduğu gibi yürütülen görüşmelerde terör örgütünün niyet ve beklentileri tam olarak deşifre edilememiştir. Örgüt gerekli tahkimat ve hazırlıkların yapılması için kazanması elzem olan zamanı kazanmaya oynamış ve bunu da başarmıştır. Kazandığı zaman içerisinde de fazlasıyla hazırlıklarını ve tahkimatlarını yapmıştır. Böyle bir karanlık örgütün devlet yetkilileri tarafından niyet analizlerinin yapılamamış olması çok önemli bir zafiyettir. Bu durumda örgütün en azından takibi ve nelerle uğraştığı konularında da izleme ve takip faaliyetleriyle kontrolü yapılmamıştır. Güçlü bir devletin yıllarca mücadele ettiği kanlı bir terör örgütünün ne halin varsa gör mantığıyla adeta boş bırakılmasının affedilir bir hata olamayacağı açıktır. Ben yinede devletin böyle bir hatayı yapmayacağına ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de böyle bir hatayı yapmadığına inanıyorum. Bun yapacak güce ve teknolojiye de sahip olunduğuna şüphem yoktur.

            Öyleyse oynanan senaryonun ana detayları nelerdir?                                                    Bu senaryo çerçevesinde sorgulanması gereken detaylardan birisi de, yollara barış ve çözüm süreci döneminde gözlerden ırak olarak ve yine devletin ve kamunun araç ve gereçlerinin de yardımıyla yollara gizlenen el yapımı mayın ve patlayıcılarla adeta hurdaya döndürülen zırhlı araçların neden bu kadar dayanıksız olduklarıdır. Peş peşe parçalanan bu zırhlı araçlarla ilgili herhangi bir tedbirin alınıp alınmadığını bilmiyoruz. El yapımı bomba ve tuzaklara dayanmayan askeri ve diğer kolluk kuvveti araçlarıyla aha profesyonel ve düzenli ordu ve onların daha kombine silah ve teknolojileriyle nasıl savaşılacağını doğrusu kestiremiyorum.

            Bir diğer çok önemli konu da, mutlaka çok detaylı gerekçelere bağlı olarak başlatılan askeri operasyonlarda belirtildiği gibi terör örgütüne çok ağır zayiatlar verdirildiği ve adeta bombalanmamış bir tek nokta bırakılmadığı halde, aynı örgütün halâ var olan iletişim ağlarıyla haberleşip bazı illerimizde başlattıkları sokak çatışmalarıyla ilan ettikleri özerkliğin arka plândaki potansiyeldir. Nasıl oluyor da yapılan açıklamalarda belirtildiği gibi, karargâhları, cephaneleri, toplanma yerleri ve geçiş güzergâhları bomba yağmuruna tutulan terör örgütü halâ etkili olmaya devam ediyor!.. Nasıl oluyor da, halâ örgütün üst yetkilileri ekranlardan boy boy beyanatlar veriyorlar!.. Nasıl oluyor da örgütün siyasi uzantıları adeta muzaffer komutanlar edalarıyla beyanatlar veriyorlar!.. Bu adeta can vermek üzere olan birisinin yeni yeni ihalelere girmeye çalışmasına benzemiyor mu?

Eğer terör  örgütünün tüm imkân ve kabiliyetleri imha ediliyorsa, örgütün giriştiği ve geliştirdiği yeni hamleler neyin nesi oluyor? Yoksa bu şu ana kadar hemen hemen hiç kimsenin farkına varamadığı yeni bir senaryo mudur? ABD ile görüştüğü ve IŞİD ile mücadelede rol paylaşımı içerisinde olduklarını ima eden terör örgütü yöneticilerinin iddiaları doğru ise, gidişat nereye doğrudur? 

            Artık bıçak kemiğe dayanmıştır ve yeni durum analizlerinin acilen yapılması gerekiyor. Eğer askeri operasyonlarla kamuya ilan edilen hedefler gerekleştirilmiyor veya gerçekleştirilemiyorsa, terör örgütünün konumunu ve iradesini daha da güçlendireceği, muhtemel bir özerkliğe ilk adımların atıldığı, yerel yönetimlerle de desteklenen yeni durumun arkasından gelebilecek daha vahim hamlelere hazır olunması gerektiği anlaşılıyor.  Bana göre en vahim olan gelişme, askeri operasyonlar gölgesinde özerkliğin ve kantonların ilan edilmiş olmasıdır. Bu noktanın her nedense hiç masaya yatırılmadığı, hep başka sularda portatif kollarla kulaç atıldığı, halkın dikkatlerinin sürekli başka, ideolojik ve siyasi konulara çekildiği, ipte oynayan cambaza bakılarak, atı alanın Üsküdar’ ı geçmesinin sağlandığı dönemlerden geçiyoruz. Halkımızın iradesini temsil yetisini almış olan siyasiler, kendilerini meşgul edecek koalisyon, yeni seçimler, yeni adaylar, doların değer kazanması, Türk Lirasının değer kaybetmesiyle uğraştırılıyorlar. Orası öyle de, peki halkın iradesini üzerlerine almış olan bu siyasilerin hiç mi hatası yoktur? Elbette ki vardır.

Anladığım kadarıyla bu yapılar sadece seçime endeksli siyasetlerle meşguller. Diğer yanda milli birlik ve beraberliğin elden çıkmak üzere olduğu, ülkemizin ALLAH korusun yangın yerine dönüştürülmeye çalışıldığının  farkında olacak ve oyun kurucuların oyunlarını boşa çıkartabilecek öngörü sahibi ve alanlarında üst düzeyde yetişmiş uzman kişilere de siyaset kurumunda daha fazla rol verilmesi ihtiyacı meydandadır. Bulundukları çalışma alanlarında ve bölgelerde tek başlarına doğruları ve sadece gerçekleri hiç korkmadan dile getiren, “eğer bildiklerimi ve görebildiklerimi milletim adına dile getirmezsem, ALLAH hesap sorar” mantığını kendilerine düstur haline getiren bu kişilerin mutlaka aranması ve bulunması gerekir. Elbette ki siyaset kurumunda rol sahibi siyasi partiler içerisinde, bu duyarlılığı dile getiren politikacıların yoğun olduğu siyasi yapılar vardır.

Önümüzde gerçekleşecek seçimlerde kesinlikle halkın oy verebilirliğinin daha yüksek olduğu daha donanımlı adaylara rol verilmelidir. Bu yetenek ve kabiliyette olan insanların belki de aday adayı olabilecek birikimleri yoktur. Çalıştıkları kurumlardan istife ederek birkaç ay maaş almadan ailesinin geçimini sağlama şansları olmayabilir. Bu tür insanların farkına varılması çok zor değildir. Aslında bu kişilerin farkına varmak istemeyen siyasetçilerin her şeye rağmen seçilebilmelerinin arkasında da o insanların bireysel olarak yürüttükleri mücadeleler ve çalışmaların olduğu bilinmelidir. Bir önce yapılan seçimlerde, halkın beklenen ve çok muhtemel olan olarını alamayan adaylar üzerinde ısrar edilmemelidir. Mutlaka bu noktada çok geniş ve sadece parti il yönetimlerinin sınırlı yönlendirmelerine bağlı kalınmamalıdır. Çünkü birçok ilde parti il yönetimlerinin  adeta  ahbap dayı ilişkileriyle yönetildiği, çok değerli ve gerçekten hiçbir karşılık beklentisi olmadan inandığı değerler doğrultusunda hizmet veren ve asla ümitsizliğe düşmeyen şahsiyetlerin bilinçli olarak küstürüldüğü yeniden hatırlanmalı ve araştırılmalıdır. Kısacası bu tür olumsuzluklara fırsat verilmeden gerekli tedbirlerin alındığı bir adaylık süreci organize edilmelidir.

            Şu anda ülkemizde oynanan demokrasi oyunu çerçevesinde takınılan tutum ve ortaya konulan davranışların çoğu, içeriden ve kesinlikle dışarıdan kurgulanıp tasarlanan oyunların senaryolarının rol paylaşımlarından başka bir şey değildir. Çünkü, oyun kurucuların oyunlarının arka plânda gizlenen gerçek niyet ve hedeflerinin ortaya çıkarıldığı derin değerlendirme ve analizlere rastlanmış olsa idi, aralıksız süren ve ihanete dönüşen süreçleri yaşamamış olmamız gerekirdi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında birbirlerinin savaş karşıtları gibi savaşan tarafların el altından aralarında anlaşarak tarafların yanlarında bulunan müttefiklerinden bazılarını saf dışı bıraktıklarına şahit olunmuştur. Günümüzde de aynı şekilde Irak ve Suriye’de birbirleriyle karşıt taraflar gibi cephe açan tarafların, geliştirdikleri ortak ve nihai hedeflerin gerçekleşmesi için aynı tarafta yer aldıklarına da şahit oluyoruz. Ülkemize yapılan bazı terör saldırılarında da benzer organizasyonlara rastlandığını bu ülkeyi yöneten siyasilerin dile getirdikleri unutulmamalıdır.

            ALLAH ülkemizi ve aziz Milletimizi korusun ve yüceltsin.

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ
Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

ŞANS OYUNLARI


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :

Bekleyiniz
İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

BURCLAR


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

FaceBook

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir