» Eylem Ve söylem Arasındaki, Kararlılık Ve Ciddiyet Farkı

Eylem Ve söylem Arasındaki, Kararlılık Ve Ciddiyet Farkı - Prof.Dr. Ali Osman Engin

Paylas
Eylem Ve söylem Arasındaki, Kararlılık Ve Ciddiyet Farkı
19 Ocak 2015, Pazartesi 09:46:05
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnsan psikolojisi ile ilgili yapılan sona araştırmalara bağlı olarak, bilişsel odaklı öğrenme yaklaşımları bu süreci genel olarak; seçici algıya dayalı duyusal kayıt-geçici belleğe aktarım ve orada giriş davranışları ve daha önceki önkoşul öğrenme değerleriyle gerçekleştirilen çok boyutlu işlemler-edinilen kodlanmış öğrenme değerleri olarak kalıcı bellekte depolama ve en sonunda da dışa yansıyan ölçümlenebilir ve gözlemlenebilir davranışlar şeklinde tanımlamaktadır. Bilişsel öğrenme sürecinin bu tarzda yapılandırılarak çalıştırılması doğru olandır ve sonunda eğer varsa sorumlulukta üstlenilir ve ortaya konulan davranışlardan da pişmanlık duyulmaz. Nihai olarak da karar mekanizmaları çalıştırılırken, her türlü risk ve sorumluluklara da doğal olarak katlanılır. Pişmanlık, bu sürecin tersine veya farklı bir düzen içerisinde çalıştırılmasından doğar. Örneğin; eğer önce öfke kontrol edilmeden dışarıdan gelen etkilere karşı hemen refleks benzeri tepkilerde bulunulur ve daha sonra geçici bellek işlemlerine dönülür ve arkasından yapılması gereken düşünsel süreçler çalıştırılmaya başlanılırsa, pişmanlıklar ve keşkeler peş peşe sıralanmaya başlar. Zaten kişinin kendisi de bu durumu açıkça ifade eder. Öfkesini kontrol ederek süreci doğru çalıştırmadan önce herhangi bir eylem yapan kişiye; “pişman mısın?” Diye sorulduğunda; “evet pişmanım” diyecektir. Arkasından, “öyleyse neden yaptın?” Dediğinizde de; “düşünmedim” diyecektir. Halbuki kişi o süreci sistematik olarak doğru bir sıralamayla çalıştırabilmiş olsa idi, “pişman değilim ve gene olsa ayısını yaparım” demesi beklenirdi. Bizim ülkemiz açısından toplumsal yapımızın giderek daha fazla pişmanlıklar ve keşkeler toplumu olmaya doğru bir seyir izlediğini belirtmek gerekir. Buradan çıkarılması gereken sonuç; toplumumuz içerisinde toplumsal kurumlarımız ve çalışan toplumsal sistemlerimiz çerçevesinde ve kendi sorumluluk alanları itibariyle ortaya konulan davranışların, önce algılanıp anlaşılarak, sonra duyusal kayıttan geçici belleğe aktarılıp, daha önceki edinilmiş bilgi ve davranışlar, tarihsel bakış ve tarih bilinci, derin ve geniş bir hafızayla düşünsel süreçleri harekete geçirip üzerinde işlemler yapıldıktan sonra, edinilmiş yeni kazanımlar haline dönüştürülüp kalıcı belleğe aktarılması ve oradan da bunların kullanılmasıyla yeri geldiğinde daha güncel olanların üretilmesi şeklinde doğru olarak değil de, bu sistemin dışına çıkılarak ya çıkar odaklı, yada dışarıdan gelen yönlendirmelere bağlı olarak şekillendirilmiş olduğu ifade edilebilir. Çıkış ve başlangıç yerleri hatalı olduğu zaman varılan nihai noktaların da hatalı olması doğal olacaktır.

Son dönemlerde batı dünyasında öne çıkan bazı yazar ve çizerlerin 21. yüzyıl ve sonrası için  medeniyetler çatışmasından bahsetmeleri, bugün insanlığın gelmiş olduğu durum itibariyle yeniden ele alınmasını ve ortaya çıkan göstergeler ışığında değerlendirilmesini gerektiriyor.  Bunu daha anlaşılır hale getirmek için, İslâm ve Hıristiyan, Yahudi ve diğer bir takın dinler arasındaki çatışmalar olarak da ifade edebiliriz. Esasında bu çatışmanın fitili insanlık tarihinin başlamasıyla beraber ateşlenmiş ve sanıyorum kıyamete kadar da devam edeceği anlaşılıyor. Boşluklarda verilen aralar ve uyuşukluk dönemleri sadece İslâm dünyasının kendi zaaflarından kaynaklanmıştır. Çünkü diğerlerinin hiç ara vermeden bu süreci daha da olgunlaştırarak devam ettirdiklerini biliyoruz. Kendi varlıklarını sizin yokluğunuza, kendi rahatlarını da yine sizin rahatsızlığınıza endeksleyenlerin yapmaları gerekenler bellidir. Öncelikli olarak içinizden satın almaları gereken işbirlikçiler bulmaları ve  onlar üzerinden dillendirmeleri gerekenleri dillendirmelerinin imkânlarını hazırlarlar. Sürekli onlarla sizi diri ve güçlü tutan değerlerinize saldırtır ve hakaret ettirerek duyarsızlaştırırlar. Tarih bilinciniz ve toplumsal hafızanızla oynayıp hafıza kayıpları oluşturarak kimlik bunalımı yaratırlar. Attıkları her bir adımdaki başarı, bir sonraki adımın başarısını da belirler. Anlaşılıyor ki, onlar tasarlar, plânlama yapar, programı hazırlar, uygular ve değerlendirirler. Sonunda elde edilen veriler ışığında bilişsel işlemler yaparak düşünsel süreçler çerçevesinde düşünürler, en son aşamada karar mekanizmalarını çalıştırıp eyleme yani davranışa dökerler. Burada tesadüf veya rastlantıdan ziyade bilinçli bir eylem söz konusudur.

Başka bir ifadeyle onlar, sistematik bir şekilde ortaya koydukları eylemleriyle konuşurken, İslâm alemi ise ortaya çıkan her eylemden sonra laf ve sözlerle karşılık verip kendisini güya savunmaya başlıyor. Onlar eylemleriyle inanmışlıklarını, kararlılıklarını ve ciddiyetlerini ortaya koyarken, İslâm dünyası hiçbir ciddi yaptırımı olmayan içe ve iç politikaya dönük kuru laflarla süreçleri yönetmeye çalışıyor. Bunu yaparken de daha fazla zaaf ve açıklarını ortaya koyuyor, etkinliğini tamamen kaybediyor, adeta onları daha fazlasını yapmaya da cesaretlendiriyor. Başlangıçta sizin ülkenizin sınırları dışında ortaya çıkan eylemlerin hemen hemen aynıları kendi ülkenizde ve hemen yanı başınızda ortaya çıkmaya başlıyor. Bu sefer onları bırakıp kendi içerinize dönüyor ve birbirinizle uğraşmaya başlıyorsunuz. Aynı zamanda kendi aranıza derin ayrışmalar sokuyor ve neredeyse birbirinizi boğazlayacak düşman kamplara bölünüyorsunuz. Esasında doğru analizler yapıldığında, bu yapılanların hepsinin birbirinin devamı  ve ortak amaçlara sahip olduğunu belirtmek abartılı olmayacaktır.

Bu ülkede zaman zaman ifade edildiği gibi, halkın %90’ı Müslüman dır. Şimdi böle bir ülkede, yazılı veya görsel medyada bu insanların dini olarak bağlı oldukları peygamberlerine hakaret etme cesaretlerinin arka plândaki gerekçeleri ortaya çıkmış ve artık mızrak çuvala sığmamaktadır.  Adı ve sanı ne olursa olsun, böyle bir yayın organının temelde bu ülkede yaşayan ve İslâm inancını benimsemiş geniş kitlelerin inançlarıyla ilgili kutsallarıyla dertleri olduğu açıktır ve yakaladıkları her fırsatta bunu dışa yansıyan davranışlar olarak ortaya çıkmaktadır.  Harakani’nin deyimiyle, dil kalbin aynasıdır ve insanın kalbinde ne varsa dilinde de onun olacağını ve niyetleriyle eylemlerinin aynı olacağını ortaya koymasının değeri anlaşılıyor. İçerisinde inanç olarak Müslümanlığı benimseyen herkesin bu yayın kuruluşuna destek olacak davranışlardan uzak durması en azından ahlâki bir tavır olacaktır. Gel ki onlar bunun hesabını yapmışlardır ve beynelmilel medya baronlarının desteğinin hemen yanı başlarında olacağına güvenmişlerdir ve anlaşılıyor ki güvenmeye de devam ediyorlar. Bu yayın kuruluşunun Peygamber Efendimizin karikatürlerinin olduğu sayfayı yayınlamaması bir  tedbir olarak ifade edilse de, köşe yazarlarının o sayfalara da yer vermeleri bir şeyi değiştirmiyor. O yayın kuruluşunun bunu yaparak hangi insani bir davranış sergilediği anlaşılır değildir. Demokrasi hiçbir zaman insanların inançlarını aşağılayıcı tutum ve davranışların gösterilmesi özgürlüğüne sahip olunan bir alan demek değildir. Bunu Hıristiyan dünyasının  dini lideri Papa’da açıkça ortaya koyuyor. Bunların yaptığı halkın tahrik edilmesidir. Ülkemizde bu yayın kuruluşunun felsefesi yönünde siyaset yapan siyasi partilerin onlara arka çıkarak destek vermelerinden, halk nezdinde iktidara taşınacak düzeyde kabul görememelerinin sebepleri de işte bu tür tutum ve davranışlarda aranmalıdır. Eğer her zaman olduğu gibi bunu yapmaya devam ederlerse, o zaman bu siyasi yapıların bu ülkede demokratik olarak iktidar olma düşüncelerinin olmadığını anlamak ve anlatmak muhatapları tarafından çok zor olmayacaktır.

Tekrar değinmek gerekirse, ülkemizde her geçen gün daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç vardır. Bunu sabote edecek her davranış yanlıştır. Herkes ve her kesin üzerine düşen görevleri yapmalıdır ve dışarıdan gelecek tehlikeli oyunlara figüran olmamalıdır. Hatalar dönülmek ve yeni ve temiz başlangıçlar yapılması içindir.

Sağlık ve afiyetler diliyorum.

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ
Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

SON EKLENENLER

ŞANS OYUNLARI


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :

Bekleyiniz
İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

BURCLAR


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

FaceBook

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir