» Davacıyım Hakim Bey-1

Davacıyım Hakim Bey-1 - Ahmet AY

Paylas
Davacıyım Hakim Bey-1
27 Mayıs 2013, Pazartesi 18:49:39
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

Doğduğum yıldan itibaren gasp edilen haklarımdan dolayı davacıyım.

Çünkü ben dünyaya geldiğimde Menderesler üzerinden millete darbe yapılmış ve bir başbakan ile iki bakan darağacında can vermişti vatanı kurtarmak uğruna!.. Hayır, Menderes adına davacı değilim, o konuda halk davacı olmuş ve davayı kazanmıştı zaten. Ben kendi adıma davacıyım. Zira yapılan darbeler her zaman bu halka, iradesine karşı yapılmıştı(r). Rahmetli babam o darbeleri iyi tanıyordu.

Ne kanlar dökebileceklerini, kendi vatandaşlarına nasıl kıyacaklarını çok iyi biliyordu. Bu sebeple yıllarca uykusu kaçmış, "acaba sıra kimde" tedirginliğiyle sabahlıyordu. Hayır, bir suçu yoktu demiyorum, o halktı, halktandı ve dolayısıyla suçluydu bundandı tedirginliği. Ta İttihad Terakki döneminden, 31 Mart uyduruk vakalarından, Bab-ı Ali baskınlarından beri darbelerin halka neler reva gördüğünü çok iyi biliyordu.

Yeni doğmuşum, dünyaya gelişim onun en büyük temennisiydi. Zira babamın iki erkek çocuğu ölmüş, uzun yıllar sonra erkek evladı olarak dünyaya gelmişim. Ama darbecilerşe başı dertte:

"Sen mollasın, halka Allah, Kur'an diyormuşsun" diye ne zulümler etmişlerdi de huzur içinde, yeterince beni sevmesine izin vermemişti darbeciler.

"Çocuklarım, yeni doğan yavrum babasız mı kalacak" diye çok telaşlanmış. Yerden göğe kadar haklıydı. O, halka küçük çaplı da olsa öncülük ediyor, bu halkın mazlumiyetini dile getiriyor, mesleği icabı halka dini ve örfi değerleri öğretiyor ve dolayısıyla suçluydu!

Neticede defalarca evimizi bastılar, benim de zar-zor hatırladığım kadarıyla evde Kur'an, tefsir, hadis ve Arapça yazılmış Türk, Arap, Fars ve Kürt bilgelere ait ne kadar eser varsa hepsini yerlere atıp çiğnediler. Rahmetli babamın yıllar sonra bile bunları hatırlarken nasıl duygulandığını, gözlerinin nasıl dolu dolu olduğunu hiçbir zaman unutamam.

Çocukluğumda babamdan 1960 darbesinin acılarını dinliyordum, derin derin dalışlarını 4-5 yaşlarımdayken hissedebiliyordum.

Davacıyım hâkim bey;

Babamın sevgisini istiyorum! Bana babamın hiçbir yerde bulamayacağım çocukluk sevgisini geri verin:

Beni yeniden kucaklasın, bağrına bassın, öpüp koklasın... Benim de onun kokusuna ihtiyacım sudan, nefesten daha fazla... Babamın kokusunu istiyorum. Ben babamın beni doyasıya koklamasını ve bana çok gördüğünüz kokusunu istiyorum... Yoksa davacıyım hepinizden!..

1971’lere geldiğimizde yine darbe, yine kendi halkına güvensizliğin çirkinliği... Çocuktum, artık ilkokulu bitirecek ve ortaokula başlayacaktım, babamın en çok görmek istediği, hayal ettiği şeydi bu... 1960’lı yılların sonunda ortam biraz normalleşmişti. Beni ortaokula hazırlıyordu. Tek erkek evladı olmam hasebiyle üzerime titrerdi. Beni evin dışında bir yerlere; ilçeye veya ile göndermek zorunda kalması onu çok üzüyordu ancak geleceğim için bunu yapmalıydı. Her fırsatta bu konuda verdiği nasihatleriyle beni hazırlıklı bir gurbetçi yapmak için uğraşıyordu.

12 Mart 1971 günü yapılan darbe babamın bütün moralini yerle bir etmişti. Zira 1960 cuntası sonrasında ortamın doğal seyre girmesiyle bana karşı olan o güzel ilgisi, şakaları yerini sessiz ama derin ve duygusal bir kucaklamaya bırakmıştı... Bazen kucaklayıp dakikalarca öyle kalakalırdı bırak(a)mıyordu. Sanki geçmiş ve gelecek yılların payını da şimdi kullanıyor gibiydi... Zira darbe ile devlet evlatlarını yeme dönemini tekrar başlatmıştı.

Of çekerek; "neymiş? Birkaç öğrenci devletin düzenini bozacakmış... Niye devlet darbe yapmadan, gençleri darağacına göndermeden yapamaz mıymış?" diyordu rahmetli. "Hesap başka başka" diyordu hep ve dediği çıkıyordu.

Evimiz günlerce, haftalarca, aylarca radyo haberlerini dinlemek için dolup taşıyor ve herkes aynı kanaati dile getiriyordu; "onların (darbecilerin) hesabı milletledir, onlar bu halka ve millete güvenmiyorlar" diyordu.

Bir gün ilçeden köye yaya gelirken eli silahlı bir görevli tarafından babamın başındaki takkenin yerlere atıldığını dünyam başıma yıkılırcasına seyrediyordum. Ama Allah var o haddini bilmez görevliye karşı gözümde kahramanlar gibi çıkışını şimdiki gibi hatırlıyorum: "Siz ne yaparsanız yapın bu millet dinini ve asaletini bırakacak değildir, öldürerek de sonumuzu getiremezsiniz" demişti... Ve beni kucaklayıp sinirden titreyişini hiç ama hiç unutamam. Onun çektiklerini şimdi daha iyi anlıyorum hakim bey.

Ben Davacıyım Hâkim Bey!

1970’li yılların ortalarını henüz geçmiştik. Gencim, gençliğimi yaşamak istiyorum, arkadaşlarımla en güzel yıllarımı en güzel şekilde geçirmek istiyorum ama nerde! Ders çalışmak, okumak istiyorum. Ama okuduğum memlekette 54 tane fraksiyon çatışıyor. Okulum bir gün açık 3 gün boykot… Doğru dürüst gelip birkaç ay kalan hocamız yok, kalanı da can derdinde, ne ders anlatabilir ki?.. İyi bir eğitim alamadık beni gerçekleştirilen darbelerle ve her zaman yalan yanlış bilgilerle eğitimsiz bıraktınız. 1970’li yıllarımı "komünizm gelecek" kâbusuyla heba ettiler, komünizm gelmedi ama darbe geldi... binlerce insanımız öldü. Sonradan öğrendik ki sabah komünistleri vuran silah akşam anti-komünistleri vuruyormuş...

Evet Sayın Hâkim, doğru dürüst -bırakın iyi şartlardan vazgeç(iril)dik- normal şartlarda büyümedim bu memlekette, çocukluğumu hele hele gençliğimi hiç yaşayamadım. Ülkem bana iyi bir gelecek hazırlamadı ve bana da ülkeme faydalı olmam için yeterli imkan da sunmadı, davacıyım.

Ben davacıyım hakim bey!..

Evet Hâkim Bey, ben davacıyım, bana zehir edilen çocukluğum, bana yaşatılmayan gençliğim, bana çok görülen yetişkinliğim ve heba edilmek istenen geleceğim için davacıyım...

Ben davacıyım, çünkü dünyanın en güzel duygularından mahrum edildim... her insanın en güzel ve vazgeçilmez duygusu, en anlamlı, en gerekli ve en tatlı: AŞK’tan, SEVDA‘dan ettiler bizi...

Ben davacıyım Hâkim bey!..

1980 Eylül'ünden önce bir lise öğrencisi iken bugün okullarımızı/üniversitelerimizi kurcalayıp kan gölüne çevirmek isteyen "derin çeteler" o yıllarda emdiğimiz sütü burnumuzdan getirmişlerdi ve âşık olur isek yârimizi yarınlarda yerde bırakabilirdik; ölüm vardı, çürümek vardı mahpus damlarında... Her günümüz bu telaşla geçiyorken kimin günahına girebilirdik söyler misiniz Hâkim Bey, kimin? Hal böyleyken nasıl âşık olabilirdik? Olmadık, olamadık işte. Ben aşkımı istiyorum Hâkim Bey!

Davacıyım Sayın Yargıçlar! Endişemiz "Biz delikanlı idik; sevgilimiz orta yerde kalmamalıydı... yarın vurulur veya hapis yatar isek sevgilimiz bizsiz ızdırap çekmesin" idi... Haksız mıydık Hâkim Bey? ERKEK ADAM!ın sevgilisi kalır mıydı orta yerde? Sen içerdeyken onu kime bırakacaktın?! Bırakamazdık, bırakmamalıydık ve bırakmadık da... Haklı değil miyim Hâkim Bey?

Bir gün bir inci tanesine ne dedim biliyor musunuz Hâkim Bey?

"Sen dünyanın en güzel yarınlarına müstahaksın, ama ben korkuyorum" dedim!.. Aldığım cevabı hala unutamıyorum Hâkim Bey:

"Bir gün bile bütün ömre bedel değil mi, neden korkuyorsun?"

Hiçbir cevap veremeden ayrılmıştım ve bir daha asla görmemek üzere döndüm, gittim... o gün bu gündür gördüğüm her güzel gözün beyazlığında inciler görüyorum Hâkim Bey!

O gün gitmiştim gitmesine de neyi kaybettik neler Hâkim Bey.

Devam edecek...

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ

İLGİNİZİ ÇEKECEK HABERLER

Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

ŞANS OYUNLARI


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :

Bekleyiniz
İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

BURCLAR


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

FaceBook

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir