» Kürtlere Alternatif Arayışı:Kemal Burkay Kemal Burkay Alternatif mi?

Kürtlere Alternatif Arayışı:Kemal Burkay Kemal Burkay Alternatif mi? - Ahmet AY

Paylas
Kürtlere Alternatif Arayışı:Kemal Burkay Kemal Burkay Alternatif mi?
17 Aralık 2012, Pazartesi 17:00:26
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Halkın (en azından bir kısmının) haklarını ararken bu rolü üstlenenlerin kuşatıcı olup olmaması sorunun çözümü için son derece önemlidir. Özellikle hak arayanların oluşturdukları oluşum (parti, cemaat, örgüt) kuşatıcı değilse, süreç içinde farklı söylem ve seslerin ortaya çıkmaması çözümü zorlaştırır.

Kürt halkının haklarını belirlemede, bu hakları talep etmede ve talebin metodunda tek seslilik 30 yılını doldurdu. Bu tek ses, PKK ve başvurduğu şiddet yöntemidir. Bu tespit bizim şiddeti bir hak arama yöntemi olarak kabul ettiğimiz anlamına gelmemeli. Ancak, defacto durum gözardı edilemez.

İşte bu tek sesliliğin çok sesliliğe dönüşmesine vesile olan bir çalışmadan söz etmek istiyorum.

Türkiye, Silvan Baskını olarak bilinen ve 13 askerin vurulduğu, 8 askerinde PKK tarafından kaçırıldığı 14 Temmuz 2011 olayından önceki Oslo sürecinden daha iyi bir noktaya gelmek üzere. Bunun için çok geç kalmış Kürt sorununda farklı seslerin, alternatiflerin olması kaçınılmazdır. Zira barış öncesi dönemlerde, bilahare ‘kurulacak masa’da ‘öteki’ kesimlerin taleplerini dile getirecek farklı seslerin olması beklenir. Masada bulunma mümkün olmasa da barış sonrası dönem için bu ‘farklı’ ses/ler gereklidir. Bu yazıda o bir ‘farklı ses’e değinmek istiyorum.

Ama öncelikle biliyoruz ki bir hareketin başlangıcı (çıkış sebebi), yaşadığı süreci ile bu hareket gövdesiyle, kollarıyla (düşünce ve inanç kodlarıyla) ortaya konmadan o hareketle ilgili tespitlerin isabetli olması beklenemeyeceği gibi o hareketin geleceği/ikbali için rol kesmek/rol vermek de sadece zaman kaybına yol açar.

Türkiye’nin çoktandır zaman kaybına tahammülü kalmadı, ana kuzusu çocuklarımızın yürek yakan cenazelerine bir cenaze daha eklemeden şiddeti sonlandırmanın çoktan farz olduğunu defalarca söyledik, yazdık. Geldiğimiz nokta barışa en yakın olduğumuz noktadır, bunu birileri sabote etmeye çalışsa da…

Zaten barış süreçlerinin savaş lobileri tarafından -hiç olmazsa geciktirilmesi çabası yeni olmadığı gibi çok tanıdıktır da. Önce Rahmetli Özal’ın, bilahare de Rahmetli Erbakan Hocanın bu sorunu şiddetsiz çözmek istedikleri anlaşılınca savaş lobisi hem en olmaz yerde ve zamanda şiddeti arttırdı ve hem de tırmandırdığı şiddetle barış isteyen tarafları 'bertaraf' etti. Bunun detayına girmek istemiyorum, ancak, iki devlet ve hükümet adamının başına ne geldiyse 'sorunu bir an önce şiddetsiz çözmeye çalışmalarından dolayı' olduğunu bilmemiz kâfi sanırım.

Bugün de yaşanan budur;  Öcalan “sorunun çözümüne en yakın olduğumuz bir süreçten geçiyoruz, artık devrimci halk savaşına yani silaha gerek kalmamıştır” der demez Silvan baskını planlandı. Öcalan'nın bu açıklamasından birkaç gün sonra, 14 Temmuz 2012 günü 13 askerin hala neden ve nasıl (ve böyle kolayca) vurulduğunun sebebini tam olarak öğrenebilmiş değiliz. Süreç o günden sonra neredeyse tıkanma noktasına geldi.

En son geçtiğimiz ilkbaharda önce Riccardone, sonra Beşir Atalay "PKK bu yaz silah bırakacak" demişlerdi. Ama bu yaz (2012) PKK tarihinin en çatışmalı dönemini başlattı. Tamam, halk olmasa da "devrimci halk savaşı" bu yaz en tepelerde seyretti. Yüzlerce PKK militanı (16 Ekim 2012 itibariyle 800) ve onlarca asker-polis (69) hayatını kaybetti. Tam da "PKK silah bırakacak"ken 'Suriye-Türkiye ile PKK arasında neler oldu da bu yaz böyle kanlı geçti' sorusunun cevabı konumuzun dışındadır.

Ve yine bugün bile hala çatışmalar bütün hızıyla devam ediyor, hükümet Kürt sorununda farklı seslerin olmadığından şikâyet ederken, kimileri 'Kürtlerin yeni bir oluşuma gitmelerini' çare olarak görüyor. Tabi, bunda çok haksız sayılmazlar; farklı bir Kürt siyasi hareketinin çoktan ve  'kendiliğinden' olması gerekliydi. Kürt cephesinde hatırı sayılır bir hareketlilik olmayınca ‘hatırı sayılır birileri’ bu işi üstlenmeliydi.

Evet, doğru tahmin ettiniz; Kemal Burkay’dan bahsediyorum;

Kemal Burkay “kimdir, necidir, necedir”den ziyade ona biçilen rolün (içinin) dolu mu boş mu olduğunu, ona yüklenen misyonda Burkay'ın temsil kabiliyetinin ve kabuliyetinin (uygun, yeterli) olup olmadığını anlatmak istiyorum. Zira Sayın Burkay "daha önce aklından Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par)'a Genel başkan olma fikrinin geçmediğini, ancak Türkiye'ye döndükten sonra omuzlarına yüklenen bu sorun nedeniyle şimdi Hak-Par'ın istemesi halinde genel başkan olabileceğini söyledi." Yani Kürt siyasetinde 'beklenen alternatif oluşum' Sayın Burkay'ın liderliğinde olacağa benziyor.

Yazının girişinde “hareketlerin başlangıcı, gövdesi ve kolları”ndan söz etmiştim. Bu, aslında yazının ileriki bölümlerinde Kürt siyasi hareketlerinin karakterine, Kürtler arasında hangi siyasal yapılanmanın tut(un)acağına değineceğime de bir girişti. Biliyoruz ki Kürt ulusçu hareketi özellikle 1970’li yılların sonlarına geldiğimizde 40’a yakın fraksiyonla boy gösteriyordu. Gençlik ve liseli yıllarım olduğu için çok iyi hatırlıyorum, sadece Diyarbakır’da onlarca Kürt grup birbirleriyle kavgalıydılar. Ve kanaatimce hiçbir yerde olmadığı kadar paramparça olan bu Kürt solu bir arpa boyu yol alamıyordu. 1980’e geldiğimizde Apo’cular-Talebeler eylemleriyle kendilerini kamuoyuna tanıtmış, pek çok ilçede de hakim fraksiyon olmuşlardı.

Bunun yanı sıra 12 Eylül darbesi sonrası başta Diyarbakır cezaevinde olmak üzere diğer illerde yakalanan, gözaltına alınan, tutuklu, hükümlü herkese Apo’cu muamelesi yapılıyordu. Benim gibi gözaltı ve işkence süreci yaşamış pek çok kişi ile sohbetlerimde aynı muamelenin farklı yerlerde “adeta planlanmış şekilde” uygulandığını öğrendim.

Meğersem ‘derin devlet’ düşmanını belirlemiş ve bütünüyle Kürtler potansiyel suçlu olarak değerlendirilmişlerdi. Bunu söylerken insafsız değilim. Maalesef bu ülkede Cumhurbaşkanlığı da yapan S. Demirel’in “kriminal halk” yargısı(z infazı) durduk yerde dillendirilmemişti. Söyleyene ve söyletene baktığımızda devletin o yıllarda Kürtlere hangi gözle baktığı ayan beyan ortadaydı. Aynı Demirel “26 isyanı bastıran devletimiz 27. sini de bastıracaktır” anlayışını dile getirirken top yekûn Kürtleri hedefe koymaktaydı. Yoksa onun döneminde insanlık tarihinin yüz karası cinayetler olabilir miydi?

Bu anlayışla devlet aklı ta 1970'lerde ayrı ayrı fraksiyonlarla uğraşmayı değil, bir tanesiyle uğraşmayı daha ehven görmüş olabilir.

Şimdi ise,

Vakti zamanında parçalı olan Kürt/çü siyaseti tek çatı altına almaya çalışan devlet, geldiğimiz noktada alternatif bir Kürt siyasi hareketinin/oluşumunun doğmasını arzulamaktadır.

Bunu yanlış bulmuyorum. Alternatiflerinin siyasi talepleri daha da zenginleştireceği bir gerçektir. Lakin bunun hâkim olan güç (devlet) eliyle olması alternatif olacak oluşumu ilk günden itibaren sorunlu kılmaktadır.

İşte tam bu minvalde geçen yıl Kemal Burkay’ın yurduna dönüşü (ki son yılların en sevindirici gelişmelerden bir tanesidir) akla -doğru veya yanlış- “devlet yeni bir Kürt siyaseti mi doğuruyor” şüphesini getirmişti.

Biliyoruz ki 80’li yılların başında Kemal Burkay’ın grubu da dâhil 40 civarındaki Kürt solu hızlı bir şekilde Apo’cuların yani PKK potasında eriyip yok oldu. Zaten bu süreçte PKK de kendi dışındaki Kürt ulusalcı örgütlenmelere asla izin vermedi. Nitekim bu halkın bağrından çıkan, inancını taşıyan ve sorunun geleneksel varisi olan rahmetli Abdulmelik Fırat bile Kürt Sorunu bağlamında ciddi bir başarı ortaya koyamadı. Şahsen Rahmetli Fırat’ın "duruş” olarak ortaya koyduğu pratiği son derece takdire şayan buluyorum. Ancak PKK’nin “kendisi dışında güç kabul etmemesi”ne ilaveten devletin de baskısı hiçbir grubun başarılı olmasına imkân vermedi.

 

Kemal Burkay’ın Söylemi

İşte böyle bir süreç sonunda Kemal Burkay’ın ülkeyi terk etmek zorunda kalmasının akabinde (istisnalar hariç) bütün Kürt gruplar ya kendiliğinden ya da dayatmalarla PKK ile birleşerek güç birliği oluşturmuşlardı.

K. Burkay’ın yurtdışında yaşadığı 30 yıl boyunca (A. Öcalan’ın yakalanmasından sonraki 4,5 yıl hariç) PKK bölgede tek güç olarak silahlı bir mücadele sürdürdü. Bu yıllar arasında olup bitenler K. Burkay’ın yapmaya niyetli olduğu işini oldukça zorlaştırıyor. Bunu bir temenni ve önyargı olarak söylediğimi düşünüyorsanız anlaşılmadığımı belirtmek isterim.

Sayın Burkay’ın siyasi çizgisi biliniyor; Burkay, sol-sosyalist gelenekten gelen, bu siyasi havzadan beslenen, şiddeti reddederek Kürt ulusal bilincini geliştirmeyi ve Kürtlerin Türkler gibi her türlü kimlik ve kültürel ve statü gibi haklara sahip, özgür bir şekilde yaşamalarını esas alan bir söyleme sahiptir. Burkay “sürgün hayatı” yaşamadan önce ve son zamanlara kadar konu ile ilgili düşüncelerini ve mücadelesini Alevi-sol-sosyalist söylemle dile getirmekteydi. Altını çizerek tekrarlıyorum; Kemal Burkay’ın sürgünde de hep bu minvalde bir “sol” söyleme sahip olduğu bilinmektedir.

 

Devam edecek…

Twitter: @ahmetay_

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ

İLGİNİZİ ÇEKECEK HABERLER

Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

ŞANS OYUNLARI


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :

Bekleyiniz
İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

BURCLAR


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

FaceBook

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir